Yazılarım‎ > ‎

Yanlışı yapmadan doğruyu öğretenler

6 Mar 2011 13:40 tarihinde Ugur ARPACI tarafından yayınlandı   [ 6 Mar 2011 14:05 güncellendi ]

    Herkese bir şeyler katmak değildir benim amacım, bu ne benim işimdir ne de benim haddime kalmış bir şeydir. Ben gördüklerimi, duyduklarımı kendi içimdeki ben ile şöyle bir harmanladıktan sonra ya söylerim ya yazarım yada çizerim. 'Yol göstermek
' denilen eylemin rotasından ayrılmamaya çalışırım. Hedefe varmak için üzerinde yol aldığım yolları anlatırım. Bu yollardan herhangi birisini izle diye kimseye de şartlandırma yapmam. Ben sadece anlatırım. Sadece bir şeyler arayanlar bir takım cevaplar bulurlar. ( Amacım sadece benim içimdekileri anlatmak olunca, kitlesel bir hitap kullanmaktan uzak duracağim ve bende ne varsa onu yansıtmaya çalışacağim. Fakat 'ben' kelimesini, sadece  bir şeyler arayanları nitelemek için  çok keskin bir hitap olarak kullanacağım. )

    Her insan, farklı bir düşüncedir. Böyle olunca su an dünya üzerinde milyarlarca düşünce, eş zamanlı bir şekilde var olmaktadır. Farklı düşüncelerin var olması, her zaman tercih sebebimdir. Bu kadar farklı düşüncenin var olması , bu düşüncelerin birbirinden bağımsız olarak hayata geçmesini gerektiriyor demiyorum. Bu denli farklı varyasyonların var olduğu bir çevrede ortak bir protokolün olmasının, düşüncelerin etkileşmesi açısından gerekli bir şey olduğunu söylüyorum. 'Yol' denilen kavram, şu an içinde olduğum bir protokoldür. Ne kadar çok yol görürsem, o kadar kültürlü bir birey olurum. Kültür ise, içimdekileri aktarmamda kullandığım başka bir araç oluyor.

    Kişileri anlamak, yaşanılan dünyayı anlamak anlamına gelebiliyor. Asıl engel ise yaşanılan dünyayı algılamamı engelleyen aciz, güçsüz ve beni şaşırtan duygularımdır. Bu şaşkınlık yaratan duygular, insanın gözünün önüne perde çekebiliyor. Bunu daha önce çok defa gördüm. Gözlerine perde çekilmiş bir insan için ise, neleri bildiğinin bir önemi olmuyor. Daha da vahim olan; göremediği şeyleri yok zannedenlerdir. Bu sadece tek bir yola sıkışmış kişilerin opsiyonu oluyor. Tek bir yola sıkışanlar, tek bir iplik ile hayata bağlananlar oluyor. Ki bu benim istemediğim bir kavram. İnsan sadece tek bir şey ile hayata bağlanamaz. Hayata bağlandığı ipliklerin sayısını arttırarak, bunu sağlam bir halat gibi sıkı sıkıya kuvvetlendirmem gerekmektedir. Duyduğu tek bir duygunun acizliğine kapılmamalıyım. Bu şaşırtıcı, yanıltıcı ve ileride can sıkıcı olacaktır.

   
Yol gösterici olan kişinin, sadece sözlerinde durulmaktan vazgeçmeye başladım daha sonra. Bir kişi bir şey söylediğinde, sadece sözün öneminden ziyade,  o kişi bu sözü ne söylettiriyor diyerek irdelemeye başladım. Sadece söylenenin doğru olup olmadığına bakmadım, aynı zamanda o kişinin söylediği söze ne kadar kendisini kattığını da anladım. Kişi sadece kendisini kattığı zaman, kitaplardan yazanlardan farklı şeyler söylemiş oluyor. Bu durumda, söylenenlere bir isim koymadan bir paylaşım oluyor. Özgür bir iletişim içinde, bir şeyler paylaşmış oluyorum. Sadece ve sadece içimdekileri paylaşmış oluyorum.


    Başlangıçta sadece düşmeyi öğrendim, bu bana gösterilen ve benim seçtiğim bir yol idi. İlk düşüşlerim yıkılma şeklinde idi. Zaman geçtikçe daha iyi düşmeye başladım. Bir noktada artık yıkılmadan düşmeyi başarmaya başladım. Bunu başardığımda, bundan sonraki evre olan diğerlerini düşürme evresine geçtim. Öğrenme isteği ile yanıp tutuşanlara, nasıl düşmeleri gerektiğini konusunda yol göstermeye çalıştım. Bu iletişimden saygı doğdu. Bana saygı duyuldu.
   
    Benim gibi düşmeyi öğrenme evresini tamamlamış ile savaşlarımda ise düştükten sonra, enerjilerini iyi kullanarak kısa süre içerisinde zıpkın gibi dikilenleri gördüm. Önlerinde saygı ile eğildim. Bu savaşlarda, bulundukları kıdem derecesine düşmeyi kavrayamadan gelenleri de gördüm. Düşmeyi bilmeden düşürmeye çalışanlardı bu kişiler. Kendini hasmın yerine koymadan savaşanlardı.

    Değişim denen bir kavram vardır. Ben, insanın kümülatif değiştini algıladım. Eski tuğlaların üstüne yenisini koyarak büyüyen bir yapı gibi. 'Hiçkimse ama hiçkimse nereden geldiğini unutmamalıdır', bu benim aklıma kazındı. Bu yoldan şaşanların, şaşırdıklarını ve başkalarını da şaşırtmaya çalıştıklarını gördüm. Nereden geldiğini unutmayanların önünde saygıyla eğildim.